Take a fresh look at your lifestyle.

Vakıf Muhasebesinde Farklılık Arz Eden Durumlar

VAKIFLARIN MUHASEBE HESAPLARI İLE 1 VE 2 SIRA NOLU MUHASEBE SİSTEMİ UYGULAMA GENEL TEBLİĞLERİNDE YER ALAN HESAPLAR ARASINDAKİ FARKLAR

Vakıfların muhasebe hesapları, işletme ve şirketlerin muhasebe hesaplarından farklılık arz eder. Bunun en önemli nedeni; vakıfların kar amacı gütmeyen kuruluşlar olarak faaliyetlerini sürdürmesidir. Ticari işletme ve şirketler ise kar amacı ile hareket ederler. Maliye Bakanlığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 175. maddesine dayanarak aldığı yetki ile, bilanço esasına göre defter tutan oluşumların hesap planları ve mali tabloları ile ilgili esas ve usulleri belirleme hakkını elde etmiştir. Maliye Bakanlığı sırası ile “1 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği” ile “2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği”ni çıkarmıştır. Vakıflar da kendi mevzuatlarında belirtildiği üzere Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün resmi internet sitesinde yer alan “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”na göre muhasebe kayıtlarını ve mali tablolarını düzenlemek zorundadırlar. Çalışmanın amacı; “1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri” ile “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda yer alan hesap farklılıklarını belirtmek ve bu farklılıkların nedenlerini açıklamaktır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 1. maddesinde mezkur kanunun; genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 175. maddesi, mükelleflerin uygulaması gereken muhasebe standartları, tek düzen hesap planları ile mali tablolarının çıkarılmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, tespit edilen bu esasları mükellef, şirket ve işletme türleri itibarıyla uygulatmaya ve bunlarla ilgili diğer usul ve esasları belirlemeye Maliye ve Gümrük Bakanlığı yetkili kılınmıştır. 26.12.1992 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “1 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği”nin giriş kısmında 213 sayılı kanunun verdiği yetkiden bahsedilmektedir. Mezkur tebliğin yayımlanma amacının; bilanço usulünde defter tutan gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs ve işletmelerin faaliyet ve sonuçlarının sağlıklı ve güvenilir bir biçimde muhasebeleştirilmesi, mali tablolar aracılığı ile ilgililere sunulan bilgilerin tutarlılık ve mukayese edilebilirlik niteliklerini koruyarak gerçek durumun yansıtılması ve işletmelerde denetimin sağlanması olarak ifade edildiği görülmektedir. 27.09.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Vakıflar Yönetmeliği”nin 50/2. maddesinde: Vergi Usul Kanunu’nun 177. maddesinin 1/2. bendinde yer alan tutarın üzerinde yıllık brüt gelire sahip olan vakıfların bilanço usulüne göre defter tutmaları gerektiği belirtilmiştir. Bu tutar 2020 yılı için 147.000,00 TL olarak belirlenmiştir

2. Whatsapp Grubumuz Açılmıştır. Editör tarafından sadece önemli haberlerin paylaşımı yapılmaktadır.

Bu çalışmanın amacı; “1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri” ile “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda yer alan hesap farklılıklarını açıklamaktır.

Vakıf Kavramı

Türk Medeni Kanunu’nun 101. maddesinde vakıflar tanımlanmıştır. Bu kanuna göre vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve haklarını belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan, tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları olarak belirtilmiştir. Vakıflar, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulur ve faaliyet gösterirler. Vakıfların uyması gereken kurallar, Türk Medeni Kanunu’nun yanında 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliği’nde belirtilmiştir. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na göre vakıflar, yönetimlerine göre 5’e ayrılırlar:

–   Mazbut Vakıflar,

–   Mülhak Vakıflar,

–   Cemaat Vakıfları,

–   Esnaf Vakıfları,

–   Yeni Vakıflar.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yönetilen ve temsil edilen vakıflar “mazbut vakıflar”, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart koşulmuş vakıflar “mülhak vakıflar”, 2762 sayılı bir önceki Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye’deki gayrimüslimlere ait vakıflar “cemaat vakıfları”, 2762 sayılı bir önceki Vakıflar Kanunu’nun yürürlüğünden önce kurulmuş, esnafın seçtiği yönetim kurulundan oluşanlar “esnaf vakfı”, Türk Medeni Kanunu’na göre kurulup faaliyet gösteren vakıflar da “yeni vakıflar” olarak adlandırılırlar. Günümüzde kurulan tüm vakıflar “yeni vakıf” olarak adlandırılmaktadırlar.

 Vakıfların Muhasebeleri

Vakıf, kar amacı gütmeyen kuruluşlar oldukları için “1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri”nde belirtilen tüm hesapları kullanmaya ihtiyaç duymazlar. Vakıfların tek gayesi vakıf senetlerinde belirtilen amaçlarda harcamalar yapmaktır. Bu nedenle, vakıfların kullandıkları muhasebe hesapları, kar amacına sahip bilanço esasına göre defter tutan gerçek ve tüzel kişilerin kullandıkları muhasebe hesaplarından farklılık arz eder. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 31. maddesi, vakıfların muhasebe kayıtlarını Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce belirlenecek usul ve esaslara göre tutulmaları gerektiğini, tutulacak defter ve kayıtlar ile ilgili usul ve esasların ise yönetmelikle düzenleneceğini belirtmiştir. Vakıflar Yönetmeliği’nin 50/1. maddesinde, vakıfların muhasebe kayıtlarını Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün resmi internet sitesinde yayımlanan “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”na uygun olarak tutacaklarını, bilanço ve gelir tablolarını da bu planın ekinde yer alan örnek tablolara göre düzenleyecekleri belirtilmiştir. Aynı madde; vakıflardan yıllık brüt geliri Vergi Usul Kanunu’nun 177’nci maddesinin 2. fıkrasında belirtilen tutarı aşan vakıfların yanında; vergi muafiyetine sahip olan, şube ve temsilciliği bulunan, iştiraki ve işletmesi faaliyet gösteren vakıfların bilanço usulüne göre defter tutmalarının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Bilanço usulüne göre defter tutmak zorunda olmayan vakıflar da işletme esasına göre defter tutacaklardır.

Ayrıca Vakıflar Yönetmeliği’nin 50/4. maddesinde; vakıfların muhasebe kayıtlarını ve belge tevsikini 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen hükümlere uygun olarak yapmaları gerektiği ifade edilmiştir.

Bilanço usulüne göre defter tutmak zorunda olan vakıfların “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”na göre hesaplarını tutmaları zorunludur. Vakıflar TDHP’nin açıklama kısmında, bilanço usulüne göre defter tutmak zorunda olan vakıfların, muhasebe kayıtlarını Maliye Bakanlığı’nın 26.12.1992 tarih ve 21447 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri” ile 16.12.1993 tarih ve 21790 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği” hükümlerine uygun düzenlemeleri gerektiği belirtilmiştir.

Vakıflar Muhasebe Planı ile 1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri Arasındaki Farklar

“Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı” ile “1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri” arasında bazı hesap farklılıkları bulunmaktadır. Bu hesap farklılıkları, vakıfların kar amacı gütmeyen kuruluşlar olması, diğer işletme ve şirketlerin ise kar amacı ile hareket eden kuruluşlar olması nedeni ile ortaya çıkmıştır.

“Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda “134-ÜYELERDEN ALACAKLAR” hesabı yer almaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 101. maddesinin 3.fıkrasında “Vakıflarda üyelik olmaz.” hükmünün Anayasa Mahkemesi’nin 17.04.2008 tarihli kararı ile iptaline karar verildiğinden dolayı vakıflarda üyelik hakkı bulunmaktadır. Vakfın üyelerinden olan aidat v.b. tutarlar bu hesaplarda tutulmaktadır. 1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri’nde 134 nolu hesap yer almamaktadır.

“1 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği”nde yer alan “224-KAZANILMAMIŞ FİNANSAL KİRALAMA FAİZ GELİRLERİ” hesabı, “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda yer almamaktadır. Vakıflar finansal kiralamayı anonim şirketleri aracılığı ile gerçekleştirebilirler. 3226 sayılı Kanun’un 10. maddesinde kiralama yapan şirketlerin yalnızca anonim ortaklık şeklinde kurulabileceği hüküm altına alınmıştır. Vakıflarda, esas faaliyet konusu finansal kiralama olamayacağı için tek seferlik yapılan finansal kiralama benzeri işlem sonucunda gerçekleşmiş faiz geliri, 642-Faiz Geliri hesabına alacak kaydedilecektir. 642-Faiz Geliri hesabı da “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda yer almaktadır. Aynı şekilde finansal kiralama ile ilgili “301-FİNANSAL KİRALAMA İŞLEMLERİNDEN BORÇLAR” hesabı ile “302-ERTELENMİŞ FİNANSAL KİRALAMA BORÇLANMA MALİYETLERİ” hesapları “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda yer almamaktadır. 3226 sayılı kanuna göre vakıfların finansal kiralama işleminde kiracı olamayacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Ülkemizde leasing mevzuatını düzenleyen kanun ve yönetmeliklerin hiçbirisinde kiracı ile ilgili tanımlayıcı bir vasıflandırma yapılmamıştır (Kocaağa, 1999: 90; Polat, 2009:26).

Kiracı tanımı Finansal Kiralama Kanunu’nun 4. maddesinde: “Finansal kiralamayı kabul eden” şeklinde yapılmıştır. Gerçek ya da tüzel kişiler, kiracı konumunda bulunabilirler. Kiracı ihtiyaç duyduğu ekonomik varlığı seçer ve bunu leasing şirketine bildirir. Anlaşma sağlandığı takdirde belirli bir kira bedeli karşılığında o malın kullanım hakkına sahip olur (Başkan, 2006:5).

Finansal kiralama sözleşmesinin diğer yanını oluşturan kiracının gerçek kişi veya tüzel kişi olması arasında bir fark bulunmasa da, kiracının iktisadi bir işletme sahibi olması şarttır. Sözleşme konusu malın yatırım malı veya teçhizat olması, bu durumu gerektirmektedir. Kiracının mutlaka bir işletme sahibi olması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Fakat, işletmenin mutlaka bir ticari işletme mi olması gerektiği; yoksa herhangi bir iktisadi faaliyetin de bu anlamda işletme sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır (Polat, 2009:26).

Bu düşünce ile değerlendirildiğinde vakıfların iktisadi işletme sahibi olduklarında iktisadi işletmelerinin “1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği” kurallarına göre muhasebe hesabı tutacaklarından dolayı finansal kiralama ile ilgili muhasebe hesaplarını da bu şekilde kullanacaklardır.

“1 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği”nde yer alan “304-TAHVİL ANAPARA BORÇ, TAKSİT VE FAİZLERİ”, “305- ÇIKARILMIŞ BONO VE SENETLER, “306-ÇIKARILMIŞ DİĞER MENKUL KIYMETLER” ve “308-MENKUL KIYMETLER İHRAÇ FARKI” hesapları “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda yer almamaktadır. Özel sektör tahvil ya da bonoları anonim şirketler tarafından ihraç edilmektedirler. Bu nedenle vakıfların tahvil ihracını anonim şirketleri aracılığıyla yapması dışında direkt ihraç etmeleri mümkün değildir.

Tekinalp’e göre tahvil, kanunî tarifte belirtilen özelliklerin yanında, sadece anonim ortaklıkların çıkarabildiği ve bir bütünlük gösteren ortaklık borcunun bir kısmını oluşturan kıymetli evrak niteliğindeki senedin adıdır (Tekinalp, 2003:693; Ünal, 2003:1).

“Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda “334-ÜYELERE BORÇLAR” hesabı yer alırken “1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği”nde bu hesap yer almamaktadır. Vakıflarda üyelik mümkün olduğundan, vakıfların üyelerinden aldıkları dönemsel borçlar ya da huzur hakkı vb. ödemeler bu hesabın alacağında takip edilmektedir.

“1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği”nde yer alan “501-SERMAYE DÜZELTMESİ OLUMLU FARKLARI” ile “502-SERMAYE DÜZELTMESİ OLUMSUZ FARKLARI” hesapları vakıfların muhasebe hesapları arasında yer almamaktadır.

30.12.2003 tarih ve 25332 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5024 sayılı “Vergi Usul Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”la V.U.K.’a eklenen mükerrer 298. madde ve geçici 25. madde uyarınca işletmelerin vergiye tabi kazançlarının enflasyonun etkisinden arındırılması için 2003 ve 2004 yılları bilançoları enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuştur. Enflasyon düzeltmesine tabi tutulan kalemlerden biri de ödenmiş sermaye hesabıdır. Çıkarılan tebliğlerde, bilançonun diğer kalemlerinde yapılan enflasyon düzeltme farkı, ilgili hesaba dâhil edilerek gösterilirken sadece sermayenin düzeltmesinden oluşan fark, sermayeye ilave edilmeyip, bu hesabın altında “Sermaye Düzeltmesi Olumlu Farkları” hesabında ayrıca izlenmesi istenmiştir. Bunun da nedeni sermayenin tescile tabi bir hesap olmasından kaynaklanmaktadır (İstanbul YMMO, 2009: 22).

Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tâbi tutulur. Ancak öz sermaye kalemlerine ait enflasyon fark hesapları kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilir, bu işlem kâr dağıtımı sayılmaz” düzenlemeleri yer almaktadır. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere sermaye olumlu farklarından geçmiş yıl zararlarının mahsup edilebileceği ya da sermayeye ilave edilebileceği, bunun yapılmasının sadece kurumlar vergisi mükellefleri yönünden kâr dağıtımı sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu işlemin gelir vergisi mükellefleri tarafından yapılması halinde kâr dağıtımı yapılmış sayılıp, gelir vergisi stopajı yapılması gündeme gelecektir (İstanbul YMMO, 2009: 23).

Vakıflar, kurumlar ve gelir vergisi mükellefi olmadığından dolayı bu hesapların kullanılması söz konusu olmamıştır. Bu durum vergi ile alakalı bir enflasyon düzeltmesidir. Zaten bu uygulama yalnızca 2003 yılsonunda ortaya çıkan 5024 sayılı kanunla 2003 yılı hesaplarını dikkate alarak 2004 yılı mali tablolarında enflasyon etkisi şeklinde yer almıştır. Sonraki yılda enflasyon düzeltmesine ihtiyaç duyulan şartlar ortadan kalktığından dolayı bu uygulama da son bulmuştur.

Vakıflar hisse senedi ihraç edemedikleri için “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda “520-HİSSE SENETLERİ İHRAÇ PRİMLERİ” ve “521-HİSSE SENEDİ İPTAL KARLARI” hesapları “1 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği”nde yer almasına rağmen vakıflarda kullanılmamaktadır.

“Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda yer alan “543-MATEMATİK KARŞILIKLAR” hesabı “1 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği”nde yer almamaktadır. “Matematik Karşılıklar” hesabına ilişkin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun “Teknik Karşılıklar” alt başlığı altında 16/5. maddesinde geçmektedir.

Buna göre; hayat ve hayat dışı branşında faaliyet gösteren şirketler bir yıldan uzun süreli hayat, sağlık ve ferdi kaza sigorta sözleşmeleri için sigorta ettirenler ile lehdarlara olan yükümlülüklerini karşılamak üzere aktüeryal esaslara göre yeterli düzeyde matematik karşılık ayırmak zorundadır. Matematik karşılıklar yürürlükte bulunan her bir sözleşme için tarifedeki teknik esaslara göre ayrı ayrı hesaplanan ve aktüeryal matematik karşılıklar ile taahhüt edilmişse bu karşılıkların yatırıma yönlendirilmesi sonucu elde edilen gelirlerden sigortalılara ayrılan kar payı karşılıkları toplamından oluşmaktadır (Dursun ve Kablan, 2017:71).

“Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda “603-BAĞIŞ VE YARDIMLAR” ve “604-PRİM VE AİDATLAR” hesapları yer alırken, “1 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği” ile “2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği”nde bu hesaplar yer almamaktadır. Vakıflar bağış ve yardım geliri elde ettiklerinde 603-nolu hesabı kullanırken üye aidatı geliri elde ettiklerinde de 604-nolu gelir hesabı kullanılmaktadır. Ayrıca vakıfların senetlerinde yer alan amaçlarına yönelik yaptıkları her harcama da “633-AMACA YÖNELİK GİDERLER” hesabında kayıt altına alınmaktadır. 633 nolu hesap da 1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde yer almamaktadır.

“Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda Maliyet Hesapları olarak yalnızca 7/B seçeneği yer almaktadır. 1 ve 2 sıra nolu muhasebe sistemi uygulama genel tebliğlerinde yer almayan enflasyon düzeltme hesapları vakıfları ilgilendirmediğinden bununla ilgili hesaplara “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”nda yer verilmemiştir.

Sonuç

5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nda yönetimlerine göre vakıflar belirtilmiştir. Bu kanuna göre vakıflar, bilanço esasına ve işletme esasına göre defter tutabilirler. Vakıfların hangi esası benimseyecekleri Vergi Usul Kanunu’nun 177. maddesinin 2.fıkrasında yer alan yıllık brüt geliri tutarını aşıp aşmadığı ile ilgilidir. Bu tutarı aşan vakıflar bilanço esasına göre defter tutarken, bu tutarın altında yıl brüt gelire sahip olan vakıflar da işletme esasına göre defter tutabilmektedirler. Vakıfların yıllık brüt geliri tutarını aşmalarının yanında vergi muafiyetine sahip olmaları, şube ya da temsilciliklerinin bulunması ya da iktisadi işletme ve iştiraklerinin olması durumunda da vakıflar, bilanço esasına göre defter tutacaklardır.

Vergi Usul Kanunu ile muhasebe usul ve esaslarını belirleme yetkisinin verilmesi sonucunda, Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan 1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde bilanço esasına göre defter tutmakla zorunlu olanların muhasebe hesapları ve mali tablolarının düzenlemesine yönelik kurallar belirtilmiştir.

Bu kuraldan farklı olarak vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer alan “Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı”na göre muhasebe hesaplarını tutmak zorundadırlar. Vakıflar Tek Düzen Hesap Planı ile 1 ve 2 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri arasında bazı hesap kalemlerine ilişkin farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıkların nedenleri şöyledir:

–   Vakıfların kar amacına sahip olmaması, işletme ve şirketlerin kar hedeflerinin bulunması,

–   Vakıfların işleyişinde gelir kaynaklarına etki eden bazı farklılıkların bulunması, örneğin vakıfların bağış ve yardım alabiliyor olması,

–   Vakıfların tüccar sıfatını gerektiren faaliyetlerini iktisadi işletme ya da şirketler aracılığıyla yapabiliyor olmaları,

–   Vakıfların kurumlar vergisi ve gelir vergisi mükellefi olmadıklarından dolayı enflasyon düzeltmesine yönelik kayıtları tutmalarına gerek olmadığı.

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sitemizi geliştirmek için, amaçlarla sınırlı ve gizliliğe uygun şekilde çerez kullanmaktayız. Nasıl kontrol edebileceğinizi öğrenmek için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz. Kapat Daha Fazla Pilgi

X