Take a fresh look at your lifestyle.

ABD’ni Göç Politikaları Göçmenleri Tehlikeye Atıyor

3

Orta Amerika ülkelerinde can güvenliğinden endişe eden pek çok insan ülkelerini terk etmek zorunda kalıyor ve Amerika Birleşik Devletleri’ne ulaşmak için göç yollarına düşüyor. ABD ise göçmen ve mültecileri ülkeye kabul etmemek için çeşitli yollar deniyor. Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) Honduras, Tegucigalpa’daki proje koordinatörü José Antonio Silva ve Meksika’da, ABD sınırına yakın Matamoros’da görev yapan psikolog Nora Valdivia, göç politikalarını ve bunun insanlara ne yaşattığını aktarıyor.

MSF’den José Antonio Silva, Honduras’taki durumu anlatıyor

“Amerika Birleşik Devletleri ile Honduras arasında yapılması düşünülen anlaşmaya göre Honduras, ABD’den gönderilen göçmenleri ülkesinde tutmakla yükümlü olacak. Oysa bu, göçmen haklarına aykırı. Honduras, güvende olma arayışındaki insanların sığınabileceği bir yer değil, çünkü Honduras güvenli değil.

2. Whatsapp Grubumuz Açılmıştır. Editör tarafından sadece önemli haberlerin paylaşımı yapılmaktadır.

‘ABD ile Honduras Cumhuriyeti Koruma Altına Alınma Taleplerinin İncelenmesinde İşbirliği Anlaşması’ denen anlaşmanın ardında, ABD’nin sığınma ve koruma sağlama görevini bölgedeki devletlere pay etme stratejisi yatıyor. Bu belgeyi kısaca anlatacak olursak, amaç Küba’dan, Nikaragua’dan, Güney Amerika kıtasının ve dünyanın diğer ülkelerinden gelen göçmenleri, günde ortalama 10,5 cinayetin işlendiği Honduras’ta tutmak. Bu ülkede son 10 yıl içinde 46 bin kişi, şiddet içeren bir olay sonucu hayatını kaybetti.

2010’da, dünyada savaşın olmadığı tüm ülkeler arasında en yüksek şiddet oranına sahip ülke olan Honduras’ta göçmenlerin can güvenliği nasıl sağlanabilir?

Bu sorunun kendisi bile saçma değil mi? Evet, Honduras’ta işlenen cinayet sayısında son yıllarda biraz azalma kaydedildi, ama buradaki cinayet oranı hâlâ bölge ortalamasının 2 katı, dünya ortalamasınınsa 5 katı.

Sınır Tanımayan Doktorlar’ı 2011’de Honduras’ta çalışmaya sevk eden tam da bu yaygın şiddet ortamı oldu. Honduras’ta, Tegucigalpa’da şiddet mağduru nüfusa ve cinsel şiddete maruz bırakılanlara yönelik kapsamlı tıbbi yardım, ruh sağlığı desteği ve psikososyal hizmetler sunuyoruz.

MSF, 2016’dan 2019 ortalarına kadar Tegucigalpa’da cinsel şiddete maruz bırakılmış 2 bin 48 kişiye tıbbi destek verdi. Bu insanların yüzde 70’ine tecavüz edilmişti ve tecavüz edilenlerin yüzde 51’i 18 yaşından küçüktü. Aynı dönemde, cinsel şiddete maruz bırakılmış yaklaşık 5 bin kişiyle, 10 binden fazla ruh sağlığı danışmanlık seansı gerçekleştirdik. En çok konan teşhislerin başında travma sonrası stres bozukluğu (yüzde 25,6), depresyon (yüzde 23,5) ve anksiyete (yüzde 16,7) geliyordu.

Kendi vatandaşlarının dahi can güvenliğini sağlayamayan bu Orta Amerika ülkesinin, göçmenlerin güvenliğini sağlayıp onlara sağlık hizmeti verecek ve gıda temin edecek kapasiteye sahip olmadığı ortada. Honduras, ABD’ye giden göç yollarında buradan geçen yabancıları uzun süre barındıracak, onlara bakacak ekonomik güce ve fiziksel şartlara da sahip değil.

İşte tam da bu sebeplerle, uç noktalara varan şiddet ve kurumsal kapasite yetersizliği nedeniyle Honduras, insanların kaçtığı bir ülke. Şiddet yüzünden binlerce insan ülke içinde yer değiştirmek veya ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’ne göre 2014-2017 döneminde şiddet nedeniyle yerinden edilen insan sayısı 7 kat arttı.

Latin Amerika’da yaşanan ‘karavan olgusu,’ insanların ne şekilde olursa olsun Honduras’tan çıkmak istediğini gösteriyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre Ekim 2018’den bu yana 12 ila 14 bin kişi karavanlarla ABD’ye doğru yola çıktı. Bunların dörtte üçü Honduraslıydı (kalanlarsa El Salvadorlular ve Guatemalalılar).

Honduraslı göçmenlerin yüzde 63’ü, göç nedenlerinin doğrudan şiddetle ilgili olduğunu ifade etti (tehdit edilmek, çetelere katılmaya zorlanmak, aile üyelerinin öldürülmesi vb.).

2004-2019 döneminde 247 bin kişi şiddetle ilgili nedenlerle evini terk etmek zorunda kaldı. Şiddet Nedeniyle Yerinden Edilenlerin Korunması Kurumlararası Komisyonu’na göre bu olgu son 5 yılda daha da yoğunlaştı.

Böylesi bir yapısal şiddet bağlamında, ABD tarafından teklif edilen bu anlaşma şiddet mağdurlarının haklarını ihlal etmek, onları yeniden hayati tehlikeye atmak demek. Güvenlik arayışındaki insanlar için Honduras hiçbir şekilde güvenli bir ülke değil.”

Psikolog Valdivia: “Göç Politikaları insanları tehlikeye atıyor”

Psikolog Nora Valdivia, Meksika’da MSF ile çalışıyor ve ABD ile Meksika’nın göç politikalarının, örneğin “Göçmenlerin Korunması Protokolü”nün insan hayatı ve sağlığı üstündeki etkilerine doğrudan tanık oluyor. Meksika’da ABD sınırına yakın Matamoros gibi yerlerde binlerce kişi, gelecekte nelerle karşılaşacağını bilememenin getirdiği belirsizliğin üstüne, kaçırılmak gibi ciddi tehlikelere karşı korunmasız durumda, soğukta, açık havada, nehir kenarlarında veya sınıra giden köprünün altında barınmaya çalışıyor. Bu koşullar solunum yolu hastalıkları ve anksiyete gibi fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarına yol açıyor.

Nora Valdivia, bu köprü çevresinde çok karmaşık durumlarla karşılaşmış: “Geçen gün 3 yaşında bir kız bana orada yaşayıp yaşamadığımı sordu. Hayır, dedim. ‘Ben burada yaşıyorum’ diyerek ufak bir çadırı işaret etti bana. Sonra, eskiden, Honduras’tayken bir evleri olduğunu anlattı, o zaman babası çalışıyormuş ama burada çalışamıyormuş. Küçücük çocukların, hayatlarındaki değişikliklerin, yaşadıkları şeylerin, ihtiyaçlarının bu derece farkında olmasına çok şaşırıyorum.”

MSF, burada çadırlarda yaşayan 1.600’den fazla insana ruh sağlığı hizmeti sunan tek insani yardım kuruluşu.

Bu insanlar çadırlarından çıkmaya bile korkuyorlar, burada bu koşullara dayanmaya çalışıyorlar, çünkü onlar için en kötüsü kendi ülkelerine dönmek: Orada ölüm tehlikesi, hiç geçmeyen bir tehlike.

Psikolog Valdivia anlatıyor: “Zaten son derece kırılgan durumda olan bir nüfusun, insan kaçırma, soygun, haraç kesme, cinsel şiddet gibi olaylarla şiddete maruz bırakılmaya devam etmesinden büyük endişe duyuyoruz. Çoğunun sığınma başvurularının değerlendirilmesine daha 1 yıl var, bu değerlendirme sonucunda geldikleri ülkeye geri gönderilme ve yeni baştan aynı şiddeti yaşama ihtimaliyle karşı karşıyalar, hiç sağlıklı olmayan yaşam şartları içinde beklerken de bu tehlikelerle yüz yüzeler. Genel olarak, hastalarımızı insan saymayan bu göç politikaları onların hayatını tehlikeye atıyor.”

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sitemizi geliştirmek için, amaçlarla sınırlı ve gizliliğe uygun şekilde çerez kullanmaktayız. Nasıl kontrol edebileceğinizi öğrenmek için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz. Kapat Daha Fazla Pilgi

X